Çocuğum “doğru” kararlar versin, ama nasıl?

Çocuğum “doğru” kararlar versin, ama nasıl?

Gündelik hayatımızda hepimiz bazı kararlar veriyoruz. Kimimiz öğle yemeğinde ne yiyeceğimize dakikalarca karar veremezken, bazılarımız çok hızlı ve doğru olmayan kararlar verdiğimiz için kendimize kızıyoruz. Karar vermedeki farklılıklarımız çocukluktaki yaşantımızla çok ilişkili.

Çocuklukta karar verme becerilerinin gelişimini desteklemek konusunu çok da  önemsemezken, yetişkinler olarak etrafımızdaki ergenlerin ne giyecekleri, ne yiyecekleri, kiminle arkadaş olacakları ve hatta uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklar edinip edinmemeleri gibi konularda doğru ve kendilerine zarar vermeyecek kararlar vermelerini her şeyden çok istiyoruz. Ancak erken çocukluk döneminden itibaren hiçbir konuda karar verme sürecine katılmamış olan ergenler, zaman zaman beklemediğimiz kararlar alıyorlar ve aldıkları kararlar yüzünden onlar için kaygılanıyoruz. Oysa çok erken yaşlarda, yaşlarına ve gelişimsel düzeylerine uygun karar verme fırsatları yaratırsak bizi kaygılandıran yaşlara geldiklerinde; kendini tanıyan, isteklerinin ve ihtiyaçlarının farkında olan bireyler olma olasılıkları yükseliyor. 

Karar verme becerilerinin gelişimi sanıldığının aksine çok erken yaşlarda başlıyor; ancak aile içinde uygun fırsatlar yaratıldığında…

Çocuklar kendilerine ya da ailelerine ilişkin karar verme süreçlerine neden katılmalı?

Karar verme süreçlerine katılan çocuklar her şeyden önce kendi istek ve ihtiyaçlarının farkında olmaya başlıyor. Örneğin, kendisine sunulan peynirli ve reçelli sandviçler arasından birini seçen 14 aylık bir çocuk kendi damak tadının farkında olma ve beslenmesine ilişkin inisiyatif alma şansına sahip oluyor. 

Ancak bu aşamada iki önemli noktaya dikkat etmek gerekiyor: 

  1. Çocuklara karar vermeleri için uygun seçenekler sunmak: Karar verme inisiyatifini çocuğa bırakmak önemli olsa da uygun seçenekleri sunmak yetişkinlerin sorumluluğunda. Kahvaltı sofrasında çocuğunuzun yemesinde sakınca görmediğiniz yiyecekler bulundurmak, sağlıklı yiyecekler tüketmek konusunda doğru bir karar almasını garanti altına alabilir. 
  2. Kararlarının sorumluluğunu almak: Çocukların sürekli kararlar alan ve daha sonuçlarını görmeden karar değiştiren bireyler olmalarını istemiyorsak, sorumluluk almalarını da sağlamak zorundayız. Hangi sandviçi yiyeceğine karar veren ya da ne kadar makarna yemek istediğine karar veren çocuk sandviçi ya da yemeğini bitirme sorumluluğunu da almalıdır.

Karar verme süreçlerine katılım aynı zamanda bu sürecin öznesi olan ve kararına saygı duyulan  çocuğun kendine güvenine ve saygısına katkı sağlıyor. Böylece çocuk, yetişkinlerin kendisi için karar verdiği bir ortamda değil, kendisinin de her anlamda var olduğu bir ortamda büyüme olanağı buluyor.

Peki çocuklar hangi konularda karar alma süreçlerine katılabilir/katılmalıdır?

Aslında bu sorunun cevabı basit: kendileri ile ilgili olan her konuda. Ancak tabii ki bu noktada dikkat edilmesi gerekenler var. Öncelikle çocukların yaşları ve buna bağlı olarak gelişimsel düzeylerini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. 1,5 yaşındaki bir çocuk yemekte ne kadar makarna yiyeceğine, hangi oyuncakla oynayacağına ya da yatarken hangi pijamasını giyeceğine karar verebilirken; 5 yaşında bir çocuk bunların yanında hafta sonu için ailece gidilecek bir geziye ilişkin karar verme sürecine katılabilir. Bunun yanında çocukların aralarından karar verecekleri seçeneklerin onların yaşlarına göre arttırılması da önemli bir nokta. 2 yaşında çocuğa “Bugün ne giymek istersin?” diye sorduğumuzda seçenekler gardıroptaki kıyafetlerin tamamı olmamalı. Bu yaşlarda sunulan iki seçenek karar verme becerilerinin gelişimini desteklemek için yeterlidir. 

Özellikle ergenliğe doğru uzanan ilkokul döneminde çocukların yalnızca kendilerini değil, bir grubu ilgilendirecek kararlar alınmasına ilişkin sürece katılımları, kendilerini gruba ait hissetmeleri açısından önemlidir. Bu durumda “Gruptaki ya da ailedeki bütün çocukların isteklerinin yerine getirilmesi nasıl mümkün olabilir?” gibi bir soru akla gelebilir. Elbette bu mümkün değil. Grupla birlikte verilecek bir kararda fikrini söylemek ve söz konusu fikrin grup tarafından değerlendirilmesi de karar verme süreçlerine katılımın önemli bir boyutu. 

Çocukların küçük yaşlarda en temel düzeyde katılabilecekleri karar verme durumları şu şekilde sıralanabilir:

  • Oynayacakları oyun, grupla ya da yalnız oynama, sakin ya da hareketli bir oyun oynama…

En sevdiğimiz arkadaşlarımızla buluştuğumuzda biz onlarla sohbet ederken çocukların da anne-babalarının arasındakine benzer bir uyumla oynamalarını isteriz. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Biz annesi ile iyi anlaşıyoruz diye çocukların da benzer şekilde zaman geçirmelerini istemek adil değil. Çocukların kendilerini ilgilendiren pek çok konuda olduğu gibi kiminle, ne kadar, nasıl oynayacağına karar verme hakkı olduğunu aklımızdan çıkarmamalı ve onların kararlarına saygı duymalıyız.

  • Bakımları ile ilgili her şey: banyo, yemek, altının değiştirilmesi, tuvalete gitme…

İnsana ilişkin ne yaparsak yapalım dışarıdan kontrol edemeyeceğimiz üç temel süreç vardır; bunlar tuvalet, yemek ve uyku. Çocukların bu konularda yetişkinlerin istediği kararı vermeye zorlanmaları, ikna edilmeden, yapmaları için baskı yapılması karar verme becerilerinin gelişimini engellediği gibi aynı zamanda çocukların sosyal gelişimlerini de olumsuz etkiliyor. Yatmadan önce tuvalete giderken “çişim yok” dediği halde kendisine “Ama vardır, bir deneyelim” denen, uyumak istemediği halde uyumaya zorlanan, yemek yerken doyduğuna karar verdiğinde “azıcık yedin, doymamışsındır, biraz daha…” denilen çocuklara istemeden kendi bedeninin farkında olamayacakları mesajını vermiş oluruz. Bu durum da çocukların kendilik algılarını olumsuz yönde etkiler.

  • Herhangi bir konuda yardıma ihtiyacı olup olmadığına karar verme, herhangi bir şeyi isterse bağımsız olarak, isterse yardımla yapmayı tercih etme…

Herhangi bir konuda istemediği halde çocuğa yardım etmek çocuğun yetersizlik hissi yaşamasına neden olur ve en önemlisi bağımsızlaşmasının önündeki önemli bir engeldir. Çocuğun kendi kendine yapabileceği her şeye (yemek yemek, elini yıkamak, giyinip soyunmak gibi) yalnızca gerektiğinde ya da yardım talep ettiğinde müdahale edilmelidir. 

  • Giyecekten oyuncağa; kullanacağı materyale karar verme…                                

 “Peki, 4 yaşındaki çocuğum kışın okula giderken sandaletlerini giymek isterse ne yapacağız?” Yemek yemek gibi kendi bakımına ilişkin konularda olduğu gibi ne giyeceğine karar verme sürecinde de uygun seçenekler arasından seçim yapmasını sağlamak yetişkinin sorumluluğudur. Ayakkabı dolabında yalnızca hava koşullarına uygun iki ya da üç seçenek arasından tercih yapmak bu yaştaki çocuklar için uygundur. 

  • Başka insanlar ya da arkadaşları ile etkileşime geçme ya da geçmeme…

Bu konuda çocuklardan çok erken yaşlarda geri bildirim alınabilir. Bir bebeğin, bir yetişkinin kucağında huzursuz olduğunu yüzünden anlayabilir ve verdiği karara saygı duymamız gerektiğini hatırlayabiliriz. Kültürel olarak bizim de sıkıntı yaşadığımız bir nokta olarak çocuğun istemediği kişilerle etkileşime zorlanması aynı zamanda istismarın da konusudur. Çocuğun bir yetişkin tarafından öpülüp öpülmeyeceğine, istemediği bir akranla oyun oynayıp oynamayacağına karar vermesine izin verilmemesi, ileride kiminle evleneceği konusunda da destek vermenizi gerektirebilir. Karar verme becerilerini daha az riskli konularda çocukluk döneminde geliştiremeyen bireyler kendilerinin, isteklerinin ve beklentilerinin farkına varmakta yeterli fırsatları bulamadığından eş seçimi gibi daha ciddi sonuçlar doğuracak konularda da kendilerine uygun kararlar veremeyebiliyorlar;dahası bu noktada da ebeveynleri gibi bir başkasının kendisi adına karar vermesini bekleyebiliyorlar.

Yetişkinler olarak çocuklara uygun seçenekler arasında karar verme ve aldığı kararın sorumluluklarını taşıma fırsatları yaratabilmemiz, çocuklarımızın bağımsızlaşmasında, ne yaptığını ve neden yaptığını bilen gençler ve yetişkinler olmasında çok önemli yer tutuyor. Unutmamak gerekir ki bu fırsatları yaratmak çocuğun etrafındaki yetişkinlerin sorumluluğunda yer alıyor.

Masal mı film mi?

Nisan 11, 2017

Uçurtma Tuzluçayır'a uçtu!

Nisan 11, 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir