Uçurtma Çocuk Dergisi editörü Hüseyin Ünal: Türkiye’de üretim yalnızca mali krizlerle ilişkili değil…

Uçurtma Çocuk Dergisi editörü Hüseyin Ünal: Türkiye’de üretim yalnızca mali krizlerle ilişkili değil…

Uçurtma Çocuk Dergisi editörü Hüseyin Ünal ile konuştuk. Ünal, “Türkiye’de süreklilik ve üretim yalnızca mali krizlerle değil siyasi ve toplumsal krizlerle de ilişkili. Yaşanan travmalar yazarı, çizeri, editörü, okuyucu da direkt ilgilenen süreçler. Bunlara rağmen yaşıyoruz ve karşı kültür oluşturmaya çalışıyoruz" dedi.

Soner Sert / Gazete Duvar

Nisan 2016 tarihi itibariyle yayın hayatına başlayan Uçurtma Çocuk Dergisi, çocuklar için “daha özgür ve neşeli bir dünya” iddiasıyla hareket ederken, “uçurtmalı bir dünya”nın hedefi ile üretimini sürdürüyor. Biz de dergi editörlerinden Hüseyin Ünal ile biraraya gelerek dergicilik meselesini, üretim anlayışlarını ve çocuk kavramını konuştuk. “Medyanın metalaştırdığı, şiddetin, ihmalin ve suistimalin muhatabı da olan çocuklar, haklarıyla yeterince tanışmasalar da ülkenin dört bir yanında boy vermekteler” düşüncesiyle üretim yaptıklarını söyleyen Ünal’a kulak kesiliyoruz.

İlk olarak, çocuğu konu edinen herhangi bir yazı kaleme alan bir yazar, derginize nasıl ulaşıyor?

Yazıları internet üzerinden bilgi@ucurtmadergi.com adresinden bize gönderebiliyorlar. Gelen yazılardaki çocuk algısı yayın politikamıza uygunluğu açısından editoryal süreçten geçiyor. Çocukları nesneleştirmeyen, çocuğu hak sahibi bireyler olarak tanımlayan, çocuklar geleceğimizdir/yarınımızdır klişelerinden kaçınan herkese, ırkçı, türcü, cinsiyetçi ifadeler yer almayan içeriklere Uçurtma’nın kapısı açık.

Dergi ve internet sitesi için havuz oluşturduk. Yazılar editörler tarafından incelenip iki mecrada da yayımlanmak üzere ayrılıyor. Bunların içinde bilim, sanat, edebiyat yazılarının yanı sıra internet sitesi için çocuklarla ilgili yetişkinlere yönelik yazılar da var.

Çocuk dergisi çıkarmanın elbette birçok zorluğu, hassasiyetleri vardır. Yayın politikanız hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Çocukların gelişimine olumsuz etki yaratabilecek hiçbir şeye izin vermek istemiyoruz. Bu ana ilkemiz. Sonrasında yaratıcı, çok boyutlu, etkileşime dayalı bir içerik yaratmaya çalışıyoruz. Derginin içeriğinin onları yeni alanlara, yeni sorulara, araştırmaya sevk etmesi de en büyük hedefimiz oluyor. Derginin baskı öncesi son halini muhakkak uzman görüşüne sunuyoruz. Çocuklarla her şeye dair konuşabilmek dikkat ve ciddi bir özen gerektiriyor. Onların yaratıcıklarını ön plana çıkarmak en büyük amacımızken olumsuz ve yönlendirici, dayatmacı içerikler üretmekten itinayla kaçınıyoruz.

‘TOPLUMSAL TRAVMALARA YOL AÇABİLİYOR’

Uçurtma Dergisi, varoluş ve biçimleniş durumunu hangi felsefi temel üzerine şekillendirir? Düşünsel sürecinizin altyapısını hangi sözlerle anlatırsınız?

‘Batılı, çağdaş’ ülkelerdeki çocukluk tarifleriyle, üretimin kitleselleştiği ve yaygınlaştığı, yarı sömürge toplumlardaki çocukluk tanımlamaları karşılaştırıldığında bize güncel ve gerçek bir tanımın gerekli olduğunu görüyoruz.

Çocukluğa dair tanımımız “çocuk nedir/kimdir” sorusuna vereceğimiz yanıtı belirleyen temeli oluşturuyor. Çocuk nedir sorusunun cevabını ararken kat etmemiz gereken birkaç çarpık bakış açısı var:

  • Çocukluk sabitlenmiş bir yaş aralığına bağlı olarak genel kabul görecek bir ‘an’ değil, renk skalası gibi karşıdan farklılıkların ancak dikkatle bakılınca ayırt edilebildiği bir ‘sürekli’ gibidir. Toplumsal yaşama katılım kanalları aynı zamanda çocuk kavramının tanımlandığı toprakların özgünlüğüne bağlı olarak çeşitli ve kendine aittir. Tarihsel olarak karakteri değişen bir sınıf olarak çocukluk, yetişkin tanımlamasından keyfi olarak ayrılamayacağına göre çocukluk tanımı da genel geçer sözlerle ortaya konulamaz.
  • Çocukluk döneminde iki yaş grubuna atıf yapılan keyfi ayrımın tutarsızlığı da dikkate değer. Farklı ülkelerde cezai, cinsel ve seçimle ilgili faaliyetler farklı yaş gruplarını ilgilendiriyor. Birini yapabilirken diğerinden yasal olarak men edilmek gibi ya da yalnızca yaşı değil cinsiyeti de belirleyen olarak kabul etmek gibi farklılıklar da mevcut.
  • Çocukluk, olumsuz anlamıyla ‘yetişkin olmayan’ olarak tanımlanıyor, ilk bebeklikten on sekiz yaşına kadar geçirilen süreç olarak kabul görüyor. Fakat bu yaş aralığı son derece çeşitli ihtiyaçları, becerileri, potansiyeli kapsamakla birlikte bu farklılığın üstü genel bir tanımlamayla ve ‘yetişkinler’in yapabildiklerini, yapamayacakları konusundaki görüşle örtülüyor. Üç yaşındaki bir çocukla on altı yaşındaki çocuk arasındaki kapasite, ihtiyaç ve beceri farklılıkları, on yedi ve yirmi yaşındakiler arasındakinden oldukça fazla olmasına rağmen aynı şekilde “sınırlandırılıyor”.
  • Çocuk terimi, belirlenmiş bir yaş kuşağı için tanımlanmış ve kodlanmıştır ve kronolojik bir terimden çok iktidarla ilgili olan bir terimdir. Çocuk teriminin tanımı belli bir yaştan ziyade iktidar ilişkisini anlatır bize. İlk kullanımı da söylemimizi doğrular nitelikte olmuş iktidar biçimini anlatmak yönünde olmuştur. Yaklaşık yüz yıl önce Amerika’nın güney eyaletlerinde köleler ‘Boy’ diye çağırılıyorlar ve kendilerine ilk isimleriyle hitap ediliyordu. Köleler, bugünün çocukluk kavramını tanımlayan boyun eğme ve cezalandırılma özelliklerinin birçoğunu gösteriyordu.

Çocuk ve çocukluk tanımlamalarından bugüne gelerek tanımlarımıza bakış açısı oluşturmak önemli. Yetişkinler olarak çocuklar ve çocukluk halindeki eylemlerimiz ya da eylemsizliğimiz ciddi toplumsal dönüşümlere ya da travmalara yol açabiliyor. Çocuk ve çocukluğa dair öne çıkarılan birkaç ‘mit’ten bahsetmek konunun toplumsal, politik, ekonomik, eğitimsel ve yasal boyutlarının açığa çıkması açısından faydalı olacak.

‘DERGİNİN SON HALİNİ UZMAN GÖRÜŞÜNE SUNUYORUZ’

Dergicilikte editör- yazar ilişkisini nasıl yorumlarsınız? İlk kez bir dergiye yazı gönderen bir yazarın editörle ilişkisi, ona bakış açısı ne oluyor?

Kalabalık bir editör kadromuz var. Kendi alanlarında uzman kişilerin ortak çalışmasıyla yazılar son haline geliyor. Derginin baskı öncesi son halini muhakkak uzman görüşüne sunuyoruz. Çocuklarla her şeye dair konuşabilmek dikkat ve ciddi bir özen gerektiriyor. Yazarların ve çizerler büyük kısmı ile üretimleri üzerinden görüşüyoruz. Uçurtma Çocuk Dergisi çocukların şaşırdığı, öğrendiği, en yaratıcı halleriyle katılabildikleri bir çocuk dergisi olma iddiasında. Bu anlamda yazı gönderen kişilerin dergiyi öncesinde tanımasında fayda var.

Geçen seneki üretiminiz nasıldı? Ekonomik krizin yaptırımı oldu mu? Krizin sürekliliğinden ve üretiminizin niteliğini etkilediğinden bahsetmek mümkün mü?

Uçurtma, 2016 yılının şubat ayında “barış” temasıyla ilk kendini ortaya koydu ve tanıtım sayısını çıkardı. Bizim adına “dayanışma sayısı” dediğimiz bu dergide biz çocuklara ve yetişkinlere nasıl bir dergi hazırlayacağımıza dair bir örnek sunmuş olduk. Ve çocuğu olsun olmasın çalışan herkesten derginin yaşaması için abone olmalarını istedik. Uçurtma; yazarı, çizeri, redaktörü, editörü ve diğer bileşenlerin tamamıyla “kolektif” bir dergi. Şimdiye kadar 40’a yakın çizer, bir o kadar da yazar Uçurtma’da yer aldı.

Ekonomik kriz kısmına gelecek olursak da sürekli krizler ülkesi olan Türkiye’de süreklilik ve üretim yalnızca mali krizlerle değil siyasi ve toplumsal krizlerle de ilişkili. Yaşanan travmalar yazarı, çizeri, editörü, okuyucu da direkt ilgilenen süreçler. Bunlara rağmen yaşıyoruz ve karşı kültür oluşturmaya çalışıyoruz.

‘SIKICI OLMAYAN BİR DÜNYA…’

Uçurtma hangi ihtiyaç doğrultusunda çıkarıldı?

Uçurtma bizim için çocuklara ve geleceğe dair umudumuzla ilgili bir çaba, bir çalışma. Yayın hayatına başlamadan önce çokça tartışmalar yürüttük. Çocuklarla çalışma yürüten birçok kurum ve kişinin görüşlerini aldık. En önemli sorumuz da; “Bu dergi gerçekten çocuklar açısından ihtiyaç mı?” idi. Yıllardır çocuklarla Halkevi Yaz Okulları’nda oldukça verimli, alternatif öğeler barındıran ve çoğunlukla eğlenceli etkinlikler yürüttük ama çocuk dergiciliği; çocuklara ulaşım aracı olarak bizim için çok yeni ve birçok zorluğunu öngörebildiğimiz bir alandı. Şimdi onuncu sayımızın hazırlıkları sürerken, tüm sınırlıkları ve zorluklarına rağmen “İyi ki…” diyoruz. Dergiyle iletişime geçen çocukların, ailelerin, her geçen gün sayısı artan gönüllü yazar-çizer ve çocuk çalışmacılarının yani Uçurtma’ya bir şekilde değen herkesin tebessümü amaca ve ihtiyaca yönelik doğru bir iş yaptığımızı bize gösteriyor.

Çocuklar için dileğimiz çocukların söylemiyle “Sıkıcı olmayan bir dünya…” idi. Her birimizin maruz kaldığı baskıdan onlar azade değildi. Okul, medya, teknoloji ve yayınlar çocuklara yönelik baskının da birer aracı idi. Sanırım en büyük ihtiyaç bunlara alternatif bir çalışma ortaya çıkarabilmekti. Onların gülebilecekleri, eğlenebilecekleri, sormaya dair daha istekli olabilecekleri sıkıcı olmayan bir dünyaya ufak bir katkımız oldu, Uçurtma.

Çocuğun coğrafyaya ve kültüre göre yetişkinleşmesinin dönemi değişirken, Uçurtma Dergisi, öznesi çocuk olan bir üretimin “alıcı”sının sınırlarını nasıl çiziyor?

Güncel olan ve yaşam koşullarının gözetildiği bir tanımlama getirmek, bizlere aynı zamanda haklar mücadelesi çerçevesinde ‘çocuk hakları’nın bilince çıkarılması ve örgütlenmesi konusunda yol açıcı olacaktır. Medyanın metalaştırdığı, şiddetin, ihmalin ve suistimalin muhatabı da olan çocuklar, haklarıyla yeterince tanışmasalar da ülkenin dört bir yanında boy vermekteler. AB fonlarıyla yürütülen ve birçoğunda da değerli veriler toplanan çalışmalar ve pratiklerin ötesinde çocuk ve çocuk hakları tanımlamalarını eğitim, sağlık, barınma, beslenme, yaşanabilir çevre gibi temel hakların yağmalandığı neoliberal dönemin içinden süzerek anlam kazandırmalı ve çocuk politikaları üretmeliyiz.

Derginin aylık dosya konularını belirlerken nelerden yararlanıyorsunuz? Nelere dikkat ediyorsunuz?

Çocukların, biz yetişkinlerden daha iyi bildiği bir konu bu. Dergimizin aylık konusunu belirlerken biraz onlar gibi düşünmeye çalışıyoruz. Bir şeyi merak etmekle başlıyor süreç. Bugün çocukların içinde yaşamakta olduğu eğitim sisteminden hepimiz geçtik. Her şeyi verili kalıplar halinde alan bizler için merak etmek, sormak, bir içeriğin farklı boyutlarını araştırmak pek de kolay değil. Ama çocuklardan aldığımız ilhamla şaşırdığımız ve eğlendiğimiz noktalara odaklanınca konular da beliriyor kendiliğinden. Ana temamız ise “Çocuklarla her şeyi konuşabiliriz.” yaklaşımımızla şekilleniyor. Barışı, baharı, okulları, zamanı gibi konuları konuştuk şimdiye kadar. Her temayı ele alırken önce bir kavramsal araştırma yapıyoruz. Kendi ilgimizi çeken yanlarını bulup, meraklanıyoruz. Böylece içerik önerilerimiz yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Biz, galiba, daha yazıları yazmaya ve çizmeye başlamadan eğlenmeye başlıyoruz. Sonrasında onların dilince, onlara bir şeyi dayatmadan, gelişimlerine uygun bir yöntem tutturmaya çalışıyoruz. Bu noktada ince eleyip sık dokuyoruz.

Son olarak okuyucularınıza ya da dergiyi şimdiye kadar okuyamamış olanlara bir dayanışma çağrınız var mı?

Uçurtma uçmaya, gökyüzüne dair çocuklar için bir çaba. Bir uçurtmanın rüzgâra, ipe, iskelete, kâğıda, kaleme ihtiyaç duyması gibi çok boyutlu bir destek ihtiyacımız var bizim de. Derginin içeriğini oluştururken alanında uzaman gönüllülere çağrımız var öncelikle. Her fikir, katkı bizim için çok önemli. Daha önemlisi ise Uçurtma’nın kendinin ve düzenlediği etkinliklerin çocuklara ulaşması noktası. Bu anlamda şöyle bir sayfaları arasında gezinip, internet sitesinden ya da satış noktalarımızdan bize ve dergiye ulaşıp çocuklara ulaşmasını sağlamak bizim için en güzel desteklerden biri olur.

Kızıl bezli bebekler – Megan Erickson (Derlediklerimiz-Sendika62.org)

Temmuz 5, 2018

Uçurtma Çocuk Dergisi 2 yaşında!

Temmuz 5, 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir